Humay Yılmaz - Ateşin Çocukları

2016-12-05 20:41:31 / 19714 dəfə oxunub

  Fakir doğduk,fakir büyüdük… Müjdesi cennetti,tesellisi ise herkesin bir gün ölecek olması. Varoluş ve yokoluş  arasında mücadileydi bizimkisi.  Anne kokusunu  baba şefkatini de çok gördüler bize.

   Yırtık ,yamalı giysiler hayırseverlerin hediyesiydi, yağsız kuru yemekler de komşuların ikramı. Şükür ediyorduk her karnımız doyduğunda. Televizyonu vardı komşumuzun. Hiç unutmam kravatlı ,takım elbiseli bir amca fakirliğin kökünü kazıyacağız diyordu. Öyle mutlu olmuştum ki, korkunç birşeymiy di fakirlik? Evet, korkunçtu. Kardeşimin canı çilek çektiğinde,annemin hasta yatağında ilacsiz ,çaresiz kaldığı zamanlarda her şey çok  korkunçtu.

   Bir gün köylüler bir haberle geldiler çarşıdan. Okul açılmış  ,artık aç susuz ,soğuk evlerde kalmamıza gerek yoktu. Bizim adımıza çoktan karar alınmıştı  . Eğitim alacak ve  ailemize yük  olmayacaktık artık.  Küçük bir bohçaya topladı annem tüm dünyamı. Gözleri yaşlı ,imkanı kısıtlı anam beni yolcu etmeye mecburdu. Kim istemez ki çocuğu rahat etsin, kim böyle bir fırsata hayır derdi ki?

   Arkamdan atılan gözyaşlarına karışmış bir tas suydu. Su gibi gidip su gibi gelecektik. Kız yurdunun yeni müdavimleri  bizdik bundan böyle. Arkadaşlarımın benimle beraber oluşu içimi rahatlatıyordu. Koca dünyada yalnız olmak istemiyordum. 

   Yeni formalar, çantalar dağıtıldı o gün. Herşey çok güzeldi. Özlem dışında . Öğretmen anneni babanı araya bilirsin dediğinde bir an çok sevindim,sonra sonra… Numarayı unuttum öğretmenim,dedim. Olmayan bir şeyi unutmak da kolaydı zaten.

  Derslerde sık sık güvenlik konusu işliyorduk. Öğretmen dışarıdakı dünyanın tehlikelerini anlata anlata bitiremiyordu. Böyle bir yerde olmak ise büyük bir şanstı. Kızlarla dersten sonra odamızda uzun uzun sohbet ederdik. Annemizi ,kardeşlerimizi ,babamızı anlatırdık. İçimizde bir kişi hep susardı nedense. Bir gün dayanamadım ,sordum.

   -Annem öldü. Üvey annem ise benim yatılı okulda okumamı istedi,dedi. Keşke sormasaydım,yarasını deşmeseydim. Keşke hiç ailemizi anlatmasaydık. Birkaç gün kendimi hep kınadım. Sonra bir daha aile konusunu açmadık.  Aslında onun sayesinde fakirlikten daha beter bir şey olduğunu öğrendim o gün. Annesizlik.

Günler bir birini kovalıyor,mevsimler değişiyordu. Alışmıştık yeni yuvamıza. Umutlarımızın kollarında geleceğe uçuyorduk artık. Yarının ışığı çok yakındı.

   Biz ateşin çocuklarıydık. Sobalı evlerde büyümüştük. Akşam burnuma bir koku geldi .Sevindim ,burada da soba kurmuşlar diye. Evimin kokusunu aldım uzun süreden sonra . Odamızın kapısını açıp koridora doğru yürüdüm. Alev gördüm:

-Yangın var yangın!

   Yangın çıkışına koştuk hemen.Anahtarı yoktu üzerinde. Diğer kapıya koştuk. Onun da kulpu kırıktı. İtfaiye sesi de duyulmuyordu. Çünkü yangın alarmı da bozuktu. Çığlığımızı duyana kadar iş işten geçecekti.

   Odamıza girdik ,çıkış yollarımız kapalı ,ölüme terk edilmiş  fakir bahtsız çocuklar. Bir birimize sarıldık, keşke son defa ailelerimizi göre bilseydik dedik. Emanet çocuklardık, ölüme teslim olduk. Feryad etti sevenlerimiz. O an annesini kaybetmiş arkadaşımı çok kıskandım. Çünkü onun hasreti sona eriyordu…

 

 



Son xəbərlər



~120x240 Beyaz Sud






Bütün hüquqlar qorunur: © Copyright 2016 SabahInfo.az Müstəqil İnformasiya Agentliyi
Ünvan: Bakı şəhəri
Tel: (994 51) 335 04 08
Tel: (994 55) 309 15 96
E-mail: sabahinfoaz@mail.ru
Baş Redaktor: Yusif Məhəmmədoğlu
DİQQƏT!!! Materiallardan istifadə edərkən SabahInfo.az Müstəqil İnformasiya Agentliyinə istinad zəruridir !!!
Site by: azDesign.ws